bağlamak

Definition from Wiktionary, the free dictionary
Jump to: navigation, search

Turkish[edit]

Pronunciation[edit]

  • IPA(key): [ˈbɑɰɫamac]
  • Hyphenation: bağ‧la‧mak

Verb[edit]

bağlamak (third-person singular simple present bağlar)

  1. to bind
    Arkadaşım, bu anlaşmaya ben imza atmadım. Beni bağlamaz.
    My buddy, I haven't signed this agreement. It does not bind me.
  2. to connect
  3. to fasten
    "(Önce) Deveni bağla, ondan sonra Allah'a tevekkül et."
    "(First) Tie your camel, than submit to God.
    Hostes, inişe geçmek üzere olduğumuzu ve kemerlerimizi bağlamamızı anons etti.
    [A/The] Stewardes announced that we are going to land and that we fasten our seat belts.
  4. to put through
    Telefonu bağlarsa görüşüp içimi dökeceğim.
    If [he/she/it] puts through, I will talk to (him/her/it/them) and open me.
  5. to tie
    Kravatını kendi bağladı.
    [He/She/It] tied [his/her/its] tie.

Antonyms[edit]

Derived terms[edit]

Conjugation[edit]