yalnız

Definition from Wiktionary, the free dictionary
Jump to navigation Jump to search

Turkish[edit]

Etymology[edit]

From Old Turkic yalıŋuz, from yalŋus, from yalıŋ ("naked") (compare yalın), from yalın- ("to undress oneself"), probably a reflexive of *yal- ("to take off") (compare giyin- (to dress oneself), reflexive of giy- (to wear)).

Pronunciation[edit]

  • IPA(key): [jaɫˈnɯz]
  • Hyphenation: yal‧nız

Adjective[edit]

yalnız (comparative daha yalnız, superlative en yalnız)

  1. alone, lonely
    sokaktaki yalnız çocukthe lonely child in the street

Declension[edit]

Inflection
Nominative yalnız
Definite accusative yalnızı
Singular Plural
Nominative yalnız yalnızlar
Definite accusative yalnızı yalnızları
Dative yalnıza yalnızlara
Locative yalnızda yalnızlarda
Ablative yalnızdan yalnızlardan
Genitive yalnızın yalnızların
Possessive forms
Singular Plural
1st singular yalnızım yalnızlarım
2nd singular yalnızın yalnızların
3rd singular yalnızı yalnızları
1st plural yalnızımız yalnızlarımız
2nd plural yalnızınız yalnızlarınız
3rd plural yalnızları yalnızları
Predicative forms
Singular Plural
1st singular yalnızım yalnızlarım
2nd singular yalnızsın yalnızlarsın
3rd singular yalnız
yalnızdır
yalnızlar
yalnızlardır
1st plural yalnızız yalnızlarız
2nd plural yalnızsınız yalnızlarsınız
3rd plural yalnızlar yalnızlardır
  • Declension and possessive forms are used when an adjective is nominalized.

Derived terms[edit]

Adverb[edit]

yalnız

  1. alone, without anyone else
    Beni yalnız bırak!Leave me alone! (singular, informal)
    Eve yalnız yürüdü.She walked home alone.
  2. only
    Yalnız seni düşündüm.I only thought about you.
    Synonyms: sadece, bir tek, yalnızca

Pronunciation[edit]

  • IPA(key): [ˈjaɫnɯz]
  • Hyphenation: yal‧nız

Conjunction[edit]

yalnız

  1. but
    Güzel yalnız biraz eski.It's beautiful but (it's) a bit old.
    Synonyms: ama, ancak, fakat, lakin